Explore the latest books of this year!
Bookbot

Ahmet Ümit

    September 30, 1960

    Ahmet Ümit is one of Turkey's most renowned contemporary authors, especially celebrated for his mastery of the mystery genre. In his bestselling novels and short story volumes, he delves into the psyches of his well-wrought characters, weaving enthralling tales of murder and political intrigue. Ümit draws upon the unique political and historical background of his homeland to craft works that reflect his profound understanding of Turkish society. His writing is characterized by gripping plots and a sharp insight into human nature.

    Ahmet Ümit
    Masal Masal Icinde
    The Dervish gate
    Patasana
    When pera trees whisper
    A memento for Istanbul
    50 Finds From Kent
    • 50 Finds From Kent

      • 96 pages
      • 4 hours of reading

      A range of fascinating archaeological finds from the portable antiquities scheme, this time in Kent.

      50 Finds From Kent
      4.5
    • A memento for Istanbul

      • 577 pages
      • 21 hours of reading

      A thrilling take which moves back and forth through time, from the early days of Byzantium to the thriving metropolis of Istanbul... A corpse is discovered at the base of the statue of Ataturk in old Istanbul, an antique coin left in its hand... But it's not to be the last corpse and the bodies soon begin to pile up... And so the hunt for the killers begins... Seven murders, seven sovereigns, seven coins and seven ancient monuments, with one thread binding them all: the history of one of the world's most mysterious and most dazzling cities.

      A memento for Istanbul
      4.2
    • When pera trees whisper

      • 440 pages
      • 16 hours of reading

      In the fast-paced novel When Pera Trees Whisper, the Gezi Park Resistance plays an important part in the story, taking readers to the legendary places in Istanbul that had a dramatic role in this massive uprising in Turkey’s very recent history. Darkness… Darkness made much heavier by the cold. From a distance, songs reach his ear, the jovial shrieks of women, exaggerated drunken wails. Someone is cursing, perhaps to the heavens. Perhaps someone is sobbing, and just maybe someone is dying in the midst of this cacophony, this uproar. He doesn’t give a damn. He’s shed it all off; there’s just the rage… He walks without knowing where he is going, engulfed by hatred. That green-eyed monster, jealousy, has clutched his heart in its steely claw and is squeezing away. Women, says a voice from the depths of his consciousness… Women. You cannot play around with them. You think you are playing with them but then the next thing you know, you’ve become the toy. In the street appear the faces of the women he’s had in his life. Their images fall at his feet one by one. All of them with heads hung and eyes filled with grief... All of them heartbroken. He brushes it off, passing over and stepping on them like puddles, but the images fall onto the ground once again. Women, the voice says again. You can never escape them; their spirits will haunt you for the rest of your life...

      When pera trees whisper
      4.1
    • Patasana

      • 456 pages
      • 16 hours of reading

      An excavation of an antique Hittite settlement near the city of Gaziantep in Southeast Anatolia. Inscribed tablets dating back three thousand years and the onset of a string of murders that coincides with their discovery. The confession of an ancient scribe - Patasana. Dark secrets lie hidden beneath the blinding Anatolian sun: the demise of the Hittites and the cruelty of the Assyrians ... modern day Turkey and the the Armenians... spilled fraternal blood and the immutable destiny of the land. An elegy for the land's history of violence and a poem for its rich cultural history...

      Patasana
      3.9
    • The Dervish gate

      • 405 pages
      • 15 hours of reading

      The Dervish Gate is more than just a thriller, it is a book of secrets. The secret of a passion spanning over seven centuries: a flame first lit between Jelalledin Rumi and Shams of Tabriz. The secret behind a seven hundred year old crime: the murder of Shams of Tabriz. Ahmet Umit&'s use of rich, layered language combined with liberal elements of fantasy strikes a unique chord as he asks intriguing questions on religion and the beliefs of Mevlevi Sufism. With a fresh new perspective, he lays bare the relationship between people and religion, passion and faith, which holds true as much today as it did seven hundred years ago... "There was blood on the stone, a full moon in the sky, the scent of earth in the garden. They were swimming, the trees, in an unsettling chill. It was the time of burgeoning winter roses, the season when the narcissus was in full bloom. Seven men came forth in the garden. Seven wrathful hearts, seven minds seized by hatred, seven finely-honed knives. Seven accursed men trod the space, slicing into seven sections the silence of the garden, toward the wooden door where the victim was unearthed."

      The Dervish gate
      3.6
    • Masal Masal Icinde

      • 144 pages
      • 6 hours of reading

      Aydınlık bir gökyüzü, parıltılı bir denizi, verimli toprakları olan güzel mi güzel bir kent varmış. Bu kenti genç bir Padişah yönetirmiş. Padişah deyip geçmeyin, bizimki, öteki hükümdarlara hiç mi hiç benzemezmiş. Ne asık suratlı ne de savaş meraklısıymış. Yalnızca halkının mutluluğunu ister, ülkesinin kalkınması için çabalar dururmuş. Ama Padişahımız’ın küçük bir kusuru varmış.

      Masal Masal Icinde
      4.4
    • Das Land der verlorenen Götter

      Kriminalroman

      • 576 pages
      • 21 hours of reading

      Ein atemberaubender Krimi zwischen Berlin und Anatolien, der Archäologie und Mythologie verbindet. Ahmet Ümit haucht mit seinem gefeierten neuen Roman den alten Mythen im Schatten des Zeusaltars und des Pergamontempels neues Leben ein und zeigt uns, dass die Natur des Verbrechens über Zeitalter und Kulturen hinweg beinahe unveränderlich zu sein scheint. Yıldız Karasu, Hauptkommissarin der Berliner Polizei, und ihr Stellvertreter Tobias Becker müssen einen rätselhaften Serienmord im Berliner Pergamonmuseum aufklären und stoßen bei ihren Ermittlungen auf uralte Geheimnisse, die das Leben von zahlreichen Menschen zerstören können. Ein kriminologisches Abenteuer, das sich von den Straßen Berlins bis nach Bergama in Anatolien erstreckt. Als sich dann auch noch eine längst vergessen geglaubte Figur zu Wort meldet, steigt nicht nur bei den beiden Ermittlern die Spannung.

      Das Land der verlorenen Götter
      5.0
    • Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm. Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır. Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim. Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim. Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan. İnsanın insanı öldürdüğü o ilk ânı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim. Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar. İşte bu yüzden geri döndüm…

      Kirlangic Cigligi
      4.2
    • Tanrılar kurban istediğinde, seçilecek birileri hep vardır ... Berlin Emniyet Müdürlüğüʼnün cevval başkomiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, göçmenlerin, işgal velerinin ve sokak sanatçılarının renklendirdiği Berlin sokaklarından Bergamaʼya uzanan bir macerada, hayatı ve insanları yok etmeye muktedir sırların peşinde bir dizi cinayeti çözmeye çalışıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında sürpriz bir ismin olaya dahil olmasıyla heyecanın dozu gitgide artıyor.

      Kayip Tanrilar Ülkesi
      4.2
    • Ninatta'nın bileziği

      • 112 pages
      • 4 hours of reading

      Anadolu'nun kalbinde yeryüzünün ilk büyük imparatorluğu: Hititler... Açgözlü kralların toprak hırsı. Kanla yazılan bir tarih. Yeryüzünün ilk büyük savaşı Kadeş. Umarsız bir sevda. Aşkını günah gibi yaşayan genç bir kadın. Tanrıların lanetlediği insanlar. Uğradığı lanetin bedelini savaşla ödeyen bir adam. Acımasız bir dünyada, aşkın derme çatma kalesine sığınmış iki insan... Yıllar öncesinden gelen bir çığlık... Savaşa karşı bir haykırış."Hoş geldin, ey, uzak yolların yolcusu,ey güzel haberlerin müjdecisi,ey omuzlarında yılların bilge yorgunluğunu,gözlerinde bilinmezin heyecanını taşıyan kişi,yaşlı ülkeme, Hattilerin bin Tanrılı toprağına, güzel Hattuşa'ya hoş geldin...Hastalanmış mutluluğa, uzun ömürlü kedere, sona erdireceğin yasıma hoş geldin.Öksüz sokaklara, kimsesiz meydanlara, boynu bükük evime, hoş geldin.Seni bekliyordum.Uzun geceler, uzun günler boyunca,neşeli baharlar, doygun yazlar, yorgun sonbaharlar, kavruk kışlar boyunca, uzun, çok uzun yıllar boyunca.Hoş geldin."

      Ninatta'nın bileziği
      4.0
    • Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? "Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

      Elveda Güzel Vatanim
      4.1
    • Beyoglu Rapsodisi

      • 456 pages
      • 16 hours of reading

      Dostluk… Üç farklı yaşam tarzının birleştiği bir nokta Orta yaşı geride bırakmış, tüm yaşamları Beyoğlu’nda geçmiş üç arkadaş; Selim, Kenan ve Nihat. Selim’in ağzından dinlediğimiz hikâyede üç arkadaşın, Kenan’ın ölüm deneyiminin ardından değişen hayatları ele alınıyor. Hayatını –yeniden– anlamlı kılmak için çırpınan Kenan, içine girdiği çukurun farkında değildir. Beyoğlu’nda bir gayya kuyusu Beyoğlu Rapsodisi yıllarca çekilmiş birçok fotoğrafın üst üste geçmiş bir hali adeta, sürekli kendini yenileyen Beyoğlu’nun santim santim çekilmiş dinamik bir panoraması. Ahmet Ümit İstiklal Caddesi’nin orta yerinde duran, üstünden atlayıp geçtiğimiz, sırlar ve acılarla dolu bir gayya kuyusunu başarıyla tasvir ediyor.

      Beyoglu Rapsodisi
      3.8
    • Sultanı Öldürmek

      • 517 pages
      • 19 hours of reading

      Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi, harcanmış bir ömrün ve şanlı bir aşkın öyküsüdür. Müştak Serhazin, Serhazinlerin son temsilcisi olarak, dört günlük tuhaf bir serüvene atılır. Öldürülmüş bir tarih profesörünün elinde, Fatih Sultan Mehmed’in tuğrasını taşıyan bir mektup açacağı vardır. Bu bir aşk cinayeti mi, yoksa “Ulu Hakan”ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin imparatorluğa dönüşüm sürecinde yaşanan zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk sunulmaktadır. Bu yolculuk boyunca, tarih ve tarihçilerin anlatımları arasındaki o kadim soru sürekli yankılanır. Fatih Sultan Mehmed, iki karanın ve iki denizin hâkimi olarak, Kostantiniyye’yi fetheden padişahtır. Farklı dinlerden ve dillerden yeni bir millet yaratma arzusuyla yanıp tutuşan bir hükümdar olarak, orduları uçsuz bucaksız ovalarda at koşturur. Kılıç sesleri, savaş naraları ve korku çığlıkları arasında şehirler düşer, devletler yıkılır. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar, ecel şerbetini içerek hayata veda eder. Fatih Sultan Mehmed’in şüpheli ölümü, iki şehzadesi arasındaki kanlı çatışma ve sarayın bölünmesi, halkın bilgisizliğiyle birleşir. Unutulan cansız bedeni, tarihin karanlık köşelerine sürüklenir.

      Sultanı Öldürmek
      3.8
    • Kukla

      Roman - 13. Baskı

      • 470 pages
      • 17 hours of reading

      "Kukla", Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran Susurluk Olayı'ndan yola çıkan bir roman. Ahmet Ümit işlenmesi zor bir konuyu ele almış; ancak Türkçesinin zenginliği, usta işi kurgusu ve yarattığı gerçekçi karakterlerle önemli bir eser ortaya çıkarmayı başarmış. Romanın ana kahramanı alkolik bir gazeteci. Okuyucu bu kahraman rehberliğinde sayfalar arasında ilerledikçe Susurluk’un üzerindeki sisin de aralandığını fark ediyor.

      Kukla
      3.5
    • Sis ve Gece

      • 251 pages
      • 9 hours of reading

      Aniden kaybolan genç bir kız: Âşık olduğu kızı arayan bir MİT görevlisi: Sedat. Yasak bir aşk. İstihbarat örgütünün içindeki entrikalar. Askerlerle, sivillerin çatışması... Günümüz İstanbul'undan renkli insan portreleri. Karanlık sokaklarda soluk soluğa bir koşuşturma. Örgüt evlerine düzenlenen baskınlar, yargısız infazlar, kayıtlara geçmemiş ölümler. Kayıtlara geçmemiş ölümlerin parçaladığı yaşamlar... Türkiye'nin yakın geçmişine insani bir bakış... "Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum. Bahçedeki çürümüş yapraklara basarak binanın kapısına doğru yürüyorum. Kanatlı demir kapının üstünde, yer yer çatlamış mermer alındaki kabartma dikkatimi çekiyor. Kabartmada ilk seçtiğim bir yıldız oluyor. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum. Tabanca kabzasının altına bir de yarımay oyulmuş. En yukarıda yıldız, altında bir tabanca ve kabzasının hemen ucunda bir yarımay. Bu amblemi bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum."

      Sis ve Gece
      3.7
    • Kar Kokusu

      • 296 pages
      • 11 hours of reading

      Dünya fikirlerle bölünmüş bir halde. Derin bir şüphe, korku, ajanlar, köstebekler, yasaklanmış fikirler… Hayallerinin ülkesinde acı bir gerçekle karşılaşan idealist insanlar. Devrim hayallerinin ısıtmaya yetmediği bir soğuk savaş… Karlar içinde biblo güzelliğinde bir şehir. Kendilerini kanlı bir serüvenin içinde bulan Türkiyeli devrimciler… Açık pencerelerden içeri kar kokusu sızıyor. Ahmet Ümit’in klasikleşmiş ve otobiyografik öğelerle bezeli polisiye romanı Kar Kokusu, Türkiye’nin en karanlık günlerinde, tüm devrimcilerin cennet gözüyle baktığı Moskova’da geçiyor. Usta yazar bir yandan dönemin keşmekeşine ışık tutuyor, bir yandan da nefes nefese bir gerilimin ortasında okura sürükleyici bir deneyim yaşatıyor.

      Kar Kokusu
      3.6
    • Şeytan Ayrıntıda Gizlidir

      Öykü - 11. Baskı

      • 179 pages
      • 7 hours of reading

      Gündelik yaşamın karmaşasında gözden kaçan cinayetleri öyküleştiren eser, usta edebiyatçı Ahmet Ümit’in akıcı diliyle kaleme alınmış. Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali, cinayetleri çözerken yazarın zekice kurguladığı durumların da parçası oluyor. Öykülerde, Türkiye’nin en ünlü türkücüsünün cinayet suçlamasıyla karşılaştığı bir olay dikkat çekiyor; türkücü suçunu itiraf ederken, ünlü bir deprem profesörünün alaycı açıklamaları da eleştiriliyor. Bu profesör, bir TV programında "haz"dan ölüyor. Ümit, medyatik karakterleri alaycı bir dille eleştirirken, toplumun tabularını da sorguluyor. Uyuşturucu işine bulaşmış bir polis, aldatılan bir öğretmen gibi farklı mesleklerden suçlular öykü kahramanı olarak yer alıyor. Yazar, suçlu karakterlerin motivasyonlarını anlamaya yönelik tutumunu sürdürüyor; örneğin, bir jinekoloğun işlediği cinayette işine yabancılaşmanın rolünü vurguluyor. Ahmet Ümit’in sürükleyici anlatımı, kısa öykülerde akıcılığı bozmadan her birine ayrı bir lezzet katıyor. Okuyucunun yüzünde beliren tebessüm, bu lezzetin en güzel kanıtı.

      Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
      3.5
    • Bir Ask Masali

      • 256 pages
      • 9 hours of reading

      ÖZGÜRLÜK YOKSA AŞK DA YOKTURAsla sevdiğin insanın gardiyanı olma…Bir varmış bir yokmuş, dünyada acayiplikler çokmuş. Bir gece beş farklı ülkede, beş prens aynı rüyayı görmüşler: Bir genç kız, kadim bir kentin alacakaranlık sokaklarında ışıktan bir güzellik halinde dolaşıyormuş. İşte o kızı gördükten sonra, artık ne eski hayatları kalmış ne de eski hakikatleri.Ahmet Ümit’ten insanlığın en yüce duygusu olan aşkın doğasına dair bir hikâyat.“Bir Aşk Masalı”, beş prensin sevda uğruna revan oldukları bir yol ve hal macerası. Kaf Dağı’ndan ıssız çöllere, ücra hanlardan savaşçı kabilelerin çadırlarına, devlerden denizkızlarına, balinalardan devasa yılanlara, cümle tabiatın ve mahlukatın geçiş yaptığı bir hayal perdesi.“Yolculukların en çilelisi aşk için yapılandır. Ve zorluk ne kadar artarsa aşk o kadar kıymete biner, o kadar anlam kazanır, o kadar vazgeçilmez bir hal alır…”

      Bir Ask Masali
      3.2
    • Kavim

      Roman - 12. Baskı

      • 382 pages
      • 14 hours of reading
      Kavim